2 Ağustos 2013 Cuma

Stres - Depresyon


                                       
                                                                      STRES Nedir?
Stres, çok duyduğumuz, herkesin hayatı boyunca karşılaştığı bir durumdur. Kişinin çevreyle uyumunu bozar ve kapasitesini zorlar. Herkes streste olup olmadığını anlayabilir. Stresi tanımlamak gerekirse, bireyin kendisini rahatsız eden bir ortamda organizmanın verdiği cevaptır. Vücut, stresli halde her duruma aynı tepkiyi vermez. Yani güzel bir olayla da karşılaşsa, kötü bir olayla da karşılaşsa her iki duruma da adaptasyon (uyum) göstermek zorundadır.

  Stressiz bir insan yoktur. Çünkü insanlar çevrede olup bitenlere tepki verirler. Eğer stres hiç yoksa kişi tepki veremez. Çünkü enerjisi yoktur. Bu da ölüm demektir. Bu yüzden stres hayatın bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bunun tam tersi bir durumda, yani aşırı streste de insan yaşayamaz. Çünkü aşırı bir şekilde enerjisini sarfetmektedir. Bu yüzden olması gereken düzeyde stres olmalıdır.

  Stres zihnimizi ve fiziksel gücümüzü azaltabilir. Hayata negatif yönüyle bakar, karamsar bir ruh hali alırız. Bu stresin olumsuz tarafıdır. Olumlu stres ise, amaca ulaşırken kendi potansiyelimizi yeterince kullanmamızı ve bu doyumu hissetmemizi sağlar. Bu yüzden kendimiz için yoğun ve uzun olmamak koşuluyla bir miktar strese ihtiyacımız vardır.

  Stresli olup olmadığınızı anlamak için şu sorulara verdiğiniz cevapların çoğunun evet olması gerekir:

Sürekli yorgun bir haldemisiniz? Sabahları yorgun bir halde mi kalkıyorsunuz?
Kendinizi sinirli, endişeli ya da panik halinde mi hissediyorsunuz?
Başkalarına karşı tahammül gösteremiyor musunuz?
Bir konuya yoğunlaşmakta güçlük mü çekiyorsunuz?
Uyku probleminiz var mı?
Genelde baş ağrısı çeker misiniz?
Daha önce yaptığınız işlerden zevk almıyor musunuz?
Kendinizi önemli biri değilmiş gibi mi görüyorsunuz?
Neşesiz ve depresif bir halde misiniz?
Soğuk algınlığına sık yakalanıyor musunuz?
Dinlenmek için herhanbi bir madde kullanıyomusunuz? (içki, sigara, uyuşturucu)
İştahınızda artma var mı?
Çabuk mu sinirleniyorsunuz?




STRES ANINDA VÜCUTTAKİ DEĞİŞİKLİKLER

Günümüzde stresin bir çok sağlık problemine yol açtığı bilinmektedir. Stres anında beyinden vücuda savaş ya da kaç mesajı gelir. Bu sırada kalp daha fazla enerji üretmek için besinleri daha hızlı pompalar ve kalp daha hızlı atmaya başlar. Oksijen miktarını arttırmak için solunum hızı artar ve kan damarları genişler. Bir çok kişinin farkettiği bir durum olan göz bebeklerinin büyümesi gerçekleşir. Dalak daha çok kan üretir ve karaciğer kana daha fazla glukoz (şeker) üretir. Sindirim hızı yavaşlar.Böylece enerji beyin ve kaslar tarafından kullanılır. Bu durum uzun düre devam ederse vücuda zarar vermektedir.

STRES NE GİBİ SORUNLARA NEDEN OLUR?

Stres anında fazla enerji tüketildiğinden birey kendini güçsüz, yorgun ve endişe içinde hisseder. Daha sonraları kişi uyku problemi çekmeye başlar. Sinirli ve çabuk heyecanlanan biri olur. Konsantrasyon kaybı yaşar ve dikkatini toplayamaz. Daha önce yaptığı ve kolay olan işleri yaparken güçlük çeker. Yani kendi işini kendisi zorlaştırır. İş performansı olumsuz yönde etkilenir ve düşer. Madde bağımlılığı görülür ve içe kapanmaya başlar. Kendini rahat hissedemez. Panik ataklar ortaya çıkar.

Ayrıca kalp hızı artar ve ateş basması görülür. Çarpıntı başlar. Baş ağrısı, nefes darlığı, hazımsızlık ve yutkunma zorluğu ortaya çıkar. Mide bulantısı ve iştah kaybı dolayısıyla da kilo kaybı ortaya çıkar. Cinsel fonksiyonlarında değişiklik olur. Vücut direnci düşer ve sık sık soğuk algınlığına yakalanır.

Bunların dışında vücutta tuz tutulmaya başlanır. Böylece tansiyon gerektiğinde yükseltiliyor. Tansiyonun artması kalbin yorulmasına nedne olur. Vücut direncini arttırmak için stres hormonu (kortizol) salgılamaya başlar. Enerji sağlamak için yağ harcandığından kandaki kolesterol ve yağ miktarı artmaya başlar. Bu da kalp damar hastalıklarının oluşumuna zamin hazırlar.

Stresli zaman uzadıkça kas ve kemiklerde kayıp başlar. Şeker hastalığı görülebilir. Çünkü stres hormonu kan şekerinin dengesizi bozmaya ve pankreasa yük bindirmeye başlar. Pankreas kan şekerini dengeleyecek hormonlar ürettiğinden harap olursa şeker düzeyi de değişir.

STRESLE BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI

Stresle başa çıkabilmenin en önemli yollarından birisi zamanı ele almaktır. Yani düzenli bir şekilde herşeye vakit ayırmak gerekir. Sadece ders, iş veya mecburi işler değil, beslenme, çeşitli aktivite, eğlence, egzersiz gibi konulara da vakit ayrılmalıdır. Fiziksel bir aktivitede bulunmak, egzersiz yapmak, vücudun fizyolojik şartlarını düzene sokmaktadır. Kalp daha rahat oksijen gönderir, bireyin zindeliği ve gücü artar. Stres hormonlarından kurtulmak kolaylaşır. Bu egzersizlerin yanında gevşeme hareketleri yapılması bedenin rahat bir şekilde kontrol edilmesini sağlar. Bunun için bir uzmandan yardım almak en iyisidir. Çünkü yapılması gereken egzersiz hareketlerini size iyi bir şekilde aktaracaktır. Bunun dışında beslenmeye dikkat edilmelidir. Kahve, çay, kola gib içecekler stresi arttırır. Bitki içecekleri, meyve suları daha çok tercih edilmelidir. Hem enerji düzeyi hem de strese karşı oluşacak tepkiler düzeltilir.

Kişilerle olan ilişkileri ve sosyal etkinlikleri geliştirmek de stresi azaltmanıza büyük katkı sağlayacaktır. Karşıdaki kişiyle tartışırken sorumluluğu ona yüklemek yerine kendi üstüne almak daha olumludur. Farklı bir şeyler denemek de kişiyi rahatlatan aktivitelerdir. Örneğin imaj yenileyerek, konsere giderek, yürüyüş yaparak ortamın oluşturduğu stresten uzaklaşmaya katkı sağlar.

Kişinin kendisi ya da bir başkası hakkında sürekli olumsuz düşünmesi durumu daha da kötüleştirir. Örneğin iş veya okulda düşük bir performans gösteren bir kişi, bundan sonraki bütün olayların da böyle gerçekleşeceğini düşünmek yerine, daha iyi olabilirim diye düşünmesi kendisine pozitif olarak yansıyacaktır. Ayrıca bir problemi çözmek için bazı metodlardan faydalanılabilir. Bunun için; stres neden oldu, çözüm yolları nelerdir, sorunu sadece ben mi sorun olarak görüyorum gibi sorularla problem kontrol altına alınabilir.

Bir çok kişi streste kurtulmak için başka yolları seçer. Bunlar kesinlikle faydasızdır. Madde bağımlılığı, kontrolsüz bir şekilde alışveriş yapma, aşırı tepksi gösterme, herşeyi içine atmak, içine kapanmak, aşırı yemek yemek streste etkili olmayan yöntemlerdir. Bunlar tam aksine vücudun dengesini daha da bozmaktadır.
                                       

(sağlık net ten alıntıdır)




                                             DEPRESYON Nedir?

     Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir.
            Depresyon zihinsel faaliyetlerimizi de engeller. En sık görülen belirtiler dikkatini toplayamama ve unutkanlıktır.
            Depresyonun davranışlardaki etkisi enerji azalmasına bağlı hareketlerde yavaşlama, aşırı halsizlik şeklinde olur. Basit günlük işler bile kişi için bir yük olmaya başlar. Sosyal ilişkilerden kaçınır, yalnız kalmayı tercih eder, sorunlarını ve sıkıntılarını paylaşmaz. Cinsel ilgi ve isteğinde de belirgin azalma olur.
            Bazı bedensel belirtilerde depresyonda ortaya çıkabilir. İştah da belirgin azalma kilo kaybı bazen tam tersi aşırı yeme eğilimi olabilir. Sık görülen belirtilerden biri de uykusuzluktur. Uykuya dalamama, uykunun sık sık bölünmesi veya sabah çok erken uyanma şeklinde sorunlar görülebilir. Bazı kişilerde aşırı uyuma eğilimi olabilir. Bu kişiler çok uyumalarına rağmen dinlenmiş olarak uyanmazlar. Baş, boyun sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri eşlik edebilir.
            Tüm bu belirtiler en az iki hafta sürekli olarak devam eder. Kişinin mesleki, ailesel ve kendisi ile ilgili sorumluluklarını yapmasına engel olur.
SÖZÜ EDİLEN BU BELİRTİLERİN HEPSİNİN AYNI KİŞİDE ORTAYA ÇIKMASI GEREKMEZ. Bazen depresyon bu belirtilerin bir kısmıyla kendisini gösterir. Ayrıca belirtiler hafif, orta, ağır şiddette olabilir ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir.



                                                 
                                                   TEDAVİ
Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. Bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. Herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. Bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.
Sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın  kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. EN UYGUN DEPRESYON TEDAVİSİ İLAÇ TEDAVİSİ VE PSİKOTERAPİNİN BİRLİKTE YÜRÜTÜLDÜĞÜ TEDAVİDİR. TOPLUMDAKİ YAYGIN İNANCIN AKSİNE DEPRESYON TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR KESİNLİKLE BAĞIMLIK YAPMAZLAR VEUYUŞTURUCU DEĞİLDİRLER.  Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.
İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi tedavinin etkisini artırmaktadır. psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.

(http://psikiyatri.yyu.edu.tr den alıntıdır)
Editörün notu: Lütfen üstesinden gelemediğiniz problemleriniz için doktora gidiniz.

1 Ağustos 2013 Perşembe

Kendini Güncellemek

     

             
 Kendini Güncellemenin İlk Adımı:Beyin Gücüne İnanmak

     Dünyaya geldiğimizde genetik mirasımızla birlikte geliyoruz.Genetiğimiz değiştirme şansımız yok. Son zamanlarda, beynimizin mucize gücünün gen bazında, proteinlerde de değişim yapılabileceğine dair bilimsel çalışmalar yok değil. Ben de insanın isterse beyninin gücüyle  herşeyi başarabileceğine inanıyorum bu sınırsız gücü sonuna kadar kullanan biri olarak. Bu güce inanarak kendimi yeniden var edebildim.      Genetiğimizi değiştiremeyeceğimizi var sayalım gene de. Peki ya beyin gücümüz? Doğduğumuz andan itibaren okul yıllarımız olsun sonraki yıllarda olsun beynimizin nasıl çalıştığına dair  hiç bir şekilde bilgilendirilmiyoruz. Eğitimin içinde biri olarak öğretmenlik yaptığım yıllarımda bugüne göre ne kadar bilgisiz olduğumu görüp şaşırıyorum. Farkındalığımızı geliştirmemize , duygularımızı tanımamıza, sınırlarımızı keşfetmemize fırsatlar sunulmuyor aksine bir çok engel var. Eğer bir gence 18 yaşına kadar sadece 18-20 olumlu düşünce yüklenildiği söyleniliyorsa, yaşadığımız toplumun negatifliğinin bizlere de yansımaması düşünülemez. İstediğimiz yaşama ulaşmak için kendimizi yönetmeyi beynimizin gücünü kullanmadan başarmak çok zor. Bize ait olan beynimizin  muhteşem gücünü kullanmayı öğrenerek ondan yararlanmak kendimizi güncelleyerek  yeniden var etmek için çok gerekli sevgili dostlar.Bu güce inanarak onu kullanmaya karar verdiyseniz sonraki paylaşımım tam size göre. Kendinizle olan iç savaşınızı sonlandırarak kendinizi yeniden var etmeye hangi özelliğinizi değiştirmekle başlayacağınızı anlamanıza yarayan bir ritüel paylaşacağım. 


      Kendinizi Güncellemenin İkinci Adımı:Değişim İçin Kararlı Olmak

İçinizdeki kendinizle olan savaşı sonlandırmanın ilk aşaması beyin gücüne inanmaktır dedim sevgili dostlar. İstediğiniz mutlu ve huzurlu yaşamı kurmanın yolu kendiniz gibi olabilmektir. Kendi gibi olabilmek değişim gerektirir ve  değişimi gerçekleştirmenin yolu  kararlar alıp  kararlılıkla uygulamaktır. Bu paylaşımda birazdan uygulayacağınız hayatınızdaki değişime nereden başlayacağınıza karar vermenizi kolaylaştıracak ritüeli ben de yaptım sevgili dostlarım. Yaptıktan sonra aldığım kararlarımı vazgeçmeden kararlılıkla uyguladım .     Gözlemlediğim bir gerçek,  yeni yıl  yada diğer zamanlar olsun insanlar karar alıyorlar ancak asıl sorun uygulamada ortaya çıkıyor ve vaz geçiyorlar.İnsanlar kararlarında neden ısrarcı olamıyorlar? Çünkü yeni kararlar yeni alışkanlıklar edinmek demek.Rahatsız olduğumuz alışkanlıklarımızı bırakmak ve yerine yeni olumlu alışkanlıkları oturtmak için en az 21 gün geçmesi gerekiyor bilimsel olarak. Negatif alışkanlıkların beynimizde bıraktığı kimyasal izlerin etkisini yitirmesi için üzerlerinin olumlu kimyasal izlerle kaplanması gerekiyor ve bu süre 21 gün. Oysa direnerek ısrar ederek uygulamaya devam etseler kararlarında yer alan isteklerini gerçekleştirmenin mutluluğu ve huzurunu yakalayacaklar. Ritüelimize bulunduğunuz ortamda  sessiz ve ışığı az bir  köşede yapacağız ve  rahatlatıcı bir müzikle başlıyoruz sevgili dostlar: 

1- Kulağınız müziğe odaklı bir sandalyede sırtınız dik elleriniz serbest olarak oturun. 
2- Gözlerinizi kapatarak derin bir solukla nefesinize odaklanıp üç kez derin nefes alıp verin. 
3- Kendinizi en çok nerede huzurlu ve mutlu hissediyorsanız sanki oraymış gibi  hayal etmeye başlayın. 
4- Ayak başparmağınızdan başlayarak saçınızın her telini hissedene kadar bedeninizdeki  tüm kaslarınızı  önce kasıp  sonra gevşeterek tek bir gergin kas kalmayıncaya kadar derin bir gevşeme yapın. 
5- Ardından soluk alıp vermenize odaklanın ve içinizden şu cümleleri tekrarlayın:“zihnim sakin ve huzurluyum, ayak baş parmağımdan saç tellerime kadar bedenim rahat, kalbim rahat ve açık, ben sakinim, ben sakinim,ben sakinim” diyerek  derin derin üç kez  soluk alıp verip  yavaş yavaş gözlerinizi açıp  içinde  bulunduğunuz  mekana geri dönün.     Burada yaptığımız sağ beyni devreye sokarak sağ-sol beyin entegrasyonu ile doğru karar vermeyi gerçekleştirmektir.     Elinize  kalemi alarak yeni yılda değişim için “ilk olarak ne yapmak istiyorum” sorusunu kendinize sorun.  Zihninize  ilk gelen isteği  yazın.  Ardından  bu isteğimi ” ne yaparsam gerçekleştirebilirim”  sorusunu  kendinize sorun .  Bu soruya vereceğiniz yanıt  bir karar niteliğindedir. Şimdi elinizde değişim için aldığınız ilk kararınız var. Sonrasında tek yapacağınız  verdiğiniz bu  kararı  ısrarla uygulamak olacaktır.     Bir sonraki paylaşımda aldığınız kararı uygulayamada siz yol gösterecek  stratejik planı nasıl oluşturacağınızı anlatacağım sevgili dostlar.  


Kendini Güncellemede 3.Adım:Kararları Hayata Geçirmek İçin Ne Yapmalı?

     
     Bilgisayarlarımızı hiç vakit kaybetmeden  güncelliyoruz da iş kendimizi güncellemeye geldimi nedense erteliyoruz. Ertelemeden kurtulmanın en iyi yolu düşünce bazından hemen eyleme geçmek sevgili dostlar; Aksi halde günler günleri, yıllar yılları kovalar ve hala “yapmalıy(d)ım” diyerek yiyip bitiririz kendi kendimizi. İşte kararlarınızı hayata geçirmenizde size yol gösterecek harika bir yöntem: Stratejik Eylem Planlaması. Bu yöntemle verdiğiniz kararları kolayca hayata geçirip kendinizi suçlu hissetmekten kurtulabileceksiniz. Kazanacağınız her yeni alışkanlığınızın  zihninizde yer etmesi için gereken sürenin 21 gün olduğunu tekrar hatırlatayım sevgili dostlar.  

                STRATEJİK  EYLEM  PLANI ADIMLARI:

        
    Aldığınız karar hayırlı olsun diyorum. Önce kararınızı  aşağıdaki  boş alana yazın. Kendinize soracağınız  ilk sorunuz şu olsun: 

1-…………………………………………………………………………..kararımı uygulamak için atacağım ilk adım ne olmalıdır? Bu sorunun yanıtını hemen sorunun altına yazın.               1.Stratejik Adım: ………………………………………………………..            

      Bu stratejik adımınızı gerçekleştireceğiniz eylemler olmalıdır.İlk startejik adımınız için yapacağınız ilk eyleminiz için şu soruyu sorun:Bu adımı gerçekleştirmem için  yapmam gereken eylem ne olmalıdır? Yanıtınınızı sorunun hemen altına yazın.                      1. Eylem:………………………………………………………………………… 

      Şimdi elinizde ilk stratejik adımınız ve bu adımı gerçekleştirmek için ilk eyleminiz var. Sonrasında kendinize  şu soruyu sorun: 

2- Bu karararını uygulamak için sonra ne yapmalıyım? Bu sorunun yanıtını yine hemen sorunun altına yazın.                   2.Stratejik Adım: ……………………………………………………. 

    Bu ikinci stratejik adımınızı gerçekleştireceğiniz eylemler olmalıdır.İkinci  startejik adımınız için yapacağınız eyleminiz için şu soruyu sorun:Bu adımımda bana gerekli olan eylem nedir? Yanıtınınızı sorunun hemen altına yazın.              2. Eylem:……………………………………………………………………… 


3- Bu karararını uygulamak için daha neler  yapmalıyım? Bu sorunun yanıtını yine hemen sorunun altına yazın.               3.Stratejik Adım: …………………………………………………………….         Bu üçüncü stratejik adımınızı gerçekleştireceğiniz eylemler olmalıdır. Üçüncü   startejik adımınız için yapacağınız eyleminiz için şu soruyu sorun:Bu adımımda bana gerekli olan eylem nedir ? Yanıtınınızı sorunun hemen altına yazın.              3. Eylem:………………………………………………………………………        

    Şimdi elinizde 3 tane stratejik  adımınız ve bu adımları gerçekleştirmek için eylemlerinizin  olduğu bir listeniz var .Bu sıralamayı aldığınız kararın içeriğine göre atmanız gereken adımlar ve eylemler olarak  artırıp çoğaltabilirsiniz.          Şimdi lütfen şapkanızı önünüze koyun ve ilk stratejik adımızı hemen atmak için ilk eyleminizi yapmak üzere harekete geçin.Ertelemeyin, erteledikçe  günler günleri,aylar ayları ve yıllar yılları kovalayabilir. Bir de bakarsınız ömür geçivermiş.  

(Yazar stratejik Eylemleri Planlarken adımlarda zorlanan ilgililere kendisine mesaj yoluyla ulaşmaları halinde yardımcı olacağını bildirmiş yazısının sonunda.İhtiyacı olanlar için aşağıda kaynak belirtilmiştir.) 

Kaynak: http://mutlulukdiyeti.net  Yazan: Sevgi Karaca

Tükenmişlik sendromu belirtileri - tedavisi


Tükenmişlik sendromu belirtileri


İş hayatında yüksek tempolu bir çalışma sarf eden, yeteri kadar dinlenme gösteremeyen, yemek ve uyku saatlerinde uzun dönemli düzensizlik yaşayan bu ve buna benzer nedenlerden mütevellit çeşitli şikayetler yaşanması tükenmiş sendromunu ortaya çıkartabilir. Aile hayatında, sosyal hayatında ve en önemlisi de iş hayatında fiziksel ve ruhsal anlamda yorgunluk yaşayan ve sıkıntı çeken kişilerin tükenmiş sendromuna yakalanması durumunda tükenmiş sendromu belirtileri olarak gösterilen şu şikayetler gözlenir.

Son dönemlerde adını sık sık duyar olduğumuz ve iş yaşamı oldukça yoğun geçen, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kişide çöküntü yaratan tükenmişlik sendromu, halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, çaresizlik, uyku hali, vücutta ağrı hissi, iştah da bozukluk gibi pek çok belirti ile husule gelen bir sorundur.

Tükenmişlik sendromunun belirtileri arasında kişinin yaptığı işten artık zevk almamaya başlaması, bir an evvel her şeyi ve herkesi bırakıp çekip gitme isteğinin ortaya çıkması, kişinin üzerinde büyük bir baskı oluşması ve bu baskıyı yok etmede zorluk çekmesi de yer alır.

Bir önceki Tükenmişlik sendromu tedavisi başlıklı konumuzda tükenmişlik sendromu, tükenmişlik sendromu nasıl geçer ve tükenmişlik sendromu nasıl tedavi edilir hakkında bilgiler sunulmuştu.

Tükenmişlik sendromu tedavisi

Çok fazla çalışma ve bu çalışmaya rağmen bir türlü beklentiye ulaşamama, yemek ve uyku saatinin düzenli olmaması, monoton bir yaşama sahip olma, kişinin kendine gereken zamanı ayıramaması gibi nedenlerden doğan tükenmişlik sendromu tedavisi hakkında detaylı bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Halsizlik çekme, uykuya meyilli olma, yaşama karşı isteksizlik, çaresizlik, vücutta ağrı ve iştah bozukluğu gibi belirtiler tükenmişlik sendromuna işaret eder. Bu belirtiler ortaya çıktığı zaman tükenmişlik sendromunun tedavisi için uzman bir hekimden yardım alın.

Tükenmişlik sendromunda yaşanan mükemmeliyetçilik bir yapı, dikkati başka yöne doğru dağıtarak kontrol edilebilir bir kişilik yapısıdır. Tükenmişlik sendromundan kurtulmak ya da bu sendroma hiç yakalanmamak için, bazen her şeye yetemeyeceğinizi bilmelisiniz. Aynı zaman kendinize kesinlikle ulaşılması zor olan yüksek hedefler koymayın. Çünkü kişi hedefine ulaşmak için kendini daha fazla çalışmaya verir ve hedefin büyüklüğü nedeniyle ulaşılması sor olduğundan dolayı da, kişide bezginlik yaratır.

Tükenmişlik sendromunun tedavi aşamasında kendinizin farkına varmalı ve kendinize daha çok zaman ayırarak, sizi mutlu edecek şeylere doğru yönelmelisiniz. İçinde bulunduğunuz tükenmişlik sendromunun şiddetini arttırmamak için, ne kendinizi ne de başkalarını suçlamamalısınız. İş ortamında iletişimin geliştirilmesi, paylaşımların artması, sorumluluğun bölüşülmesi, eskiden keyif alınan etkinliklerin yeniden yapılmaya başlanması ve yeni etkinlikler keşfedilmesi sürecin aşılmasında tükenmişlik sendromunun tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Muhakkak profesyonel bir yardım almalısınız.

Stresle Mücadele Etmede 15 kural

Gerek evde yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklar yüzünden, gerekse işteki karmaşa yüzünden eve geldiğinizde kendinizi gerilmiş, kopmak üzere olan bir ip gibi mi hissediyorsunuz? Hayatınızı kontrol etmek kendi elinizde.

1- “Günde en az bir öğün dengeli beslenin.”

Zinde bir sağlık ve strese karşı dayanıklılık için beslenme çok önemli.Düzenli bir beslenme planı tahıllar ,meyva ve sebzeler,günlük süt ,yoğurt,yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içermeli,şeker,yağ ve tuz bakımındansa fakir olmalıdır.

Ayrıca stresle başa çıkmada etkili olan B ve C vitaminlerinden yeterli derecede aldığınızdan emin olun.(B vitamini bütün tahıllar,yumurta fındık ve kırmızı etlerde, Cvitamini ise turfanda meyva ,yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur.

2- “Geceleri en az yedi,sekiz saat uyuyun.”

Kronik uykusuzluk bitkinliğe yol açar ki bu da üretkenliğinizi ve stresle başa çıkabilme yeteneğinizi azaltır.Haftad a en az 4 gün yedi sekiz saat uykuya ihtiyacımız var.En iyi şekilde dinlenemek için yapmanız gereken şey her gün aynı saatte yatağa girerek,aynı saatte uyanmak.Alkol ,nikotin ,kafeinden ve uyumadan önce yatağa girmekten kaçının .

3- “Doktorunuzun tavsiyelerine uyun.”

Eğer hipertansiyon,kalp rahatsızlıkları,şeker hastalığı,veya sırt ağrılarınız varsa doktorunuzun sözlerinden dışarıya çıkmayın. Ayrıca düzenli olarak check up yaptırın.

4- “Haftada en az üç kez spor yapın.”

Aksatmadan ,çok ağır olmamak üzere düzenli olarak yapılan egzersizler kalbi kuvvetlendirir,dolaşımı hızlandırır,kolestrol seviyesini indirir, bunun yanında stres atmanıza da yardımcı olur . Haftada en az üç kez yapacağınız egzersizlerle örneğin yürüyüş,bisiklete binmek,yüzmek gibi ,hem kafanızı tüm sorunlardan arındırın,hem de forma girin. Ancak fazla yorulmaktan kaçının.

5- “Aldığınız kafein miktarını sınırlayın.”

Fazla miktarda kafein sağlığınıza zarar vererek strese yatkınlığınızı artırır. Sizi sabırsız,sinirli yapar,yemek ve uyku düzeninizi bozar. Ayrıca yediğiniz yiyeceklerde bulunan B ve C vitaminlerinin işlevliğini azaltır. Kafeinin aniden bırakılması ise başağrısı,huzursuzluk,depresyon,ve endişeye neden olabilir. Bu nedenle fazlaca çay,kahve içiyorsanız her gün birer bardak azaltmak kaydıyla asgari düzeye indirin.

6- “Sigarayı bırakın.”

Çoğu sigara tiryakileri nikotinin rahatlatıcı olduğunu söyler. Halbuki sanılanın tam tersi bu zehir, vücut sistemine bağımlılık yaratan bir stres daha ekler. Eğer sigarayı bırakmak için yardıma ihtiyaç duyuyorsanız sigarayı bırakmak isteyen bir arkadaşınızla bu işi deneyebilirsiniz veya bir psikoloğa başvurabilirsiniz.

7- “Haftada dört bardaktan fazla alkollü içecek içmeyin.”

Bazı insanlar stres dolu bir günün akşamında fazlaca içerek rahatlayacaklarını düşünürler. Ama gerçekte alkol vücudun kimyasal dengesini bozarak kan dolaşımını aniden hızlandırır ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Fazla alkol stresinizi azaltmak yerine arttırır.Bunun yerine yürüyüşe çıkabilir,arkadaşlarınızla birlikte olabilir veya hafif bir müzik dinleyebilirsiniz.

8- “Kilonuzu kontrol edin.”

İnsanın kendi fiziksel görünümüyle barışık olması stresle başa çıkabilmesinde en yardımcı faktörlerden biri. Kendinizi beğenmeniz demek aynı zamanda kendinizi güçlü hissetmeniz demektir. Ancak zayıflarken dikkat edin sinirleriniz de zayıflatmasın. Hızlı kilo verdiren rejim listeleri aynı zamanda sinirlerinizi de zayıflatmak için birebirdir. Bunun yerine yağı ,şekeri azaltın,lifli ve taze yiyecekleri yemeğe özen gösterin. Sadece acıktığınızda,sıkıldığınızda,üzüldüğünüzde,stresli olduğunuz zamanlarda yemek yemekten de vazgeçin.

9- “Sevdiklerinizi bulduğunuz her fırsatta öpün, sarılın”

Araştırmalar düzenli olarak ilgi gören ve başkalarına şefkat gösteren insanların daha uzun yaşadığını ve daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Stresli geçen bir günün ardından sevdiğiniz insanla en az onbeş dakika baş başa kalın.

10- “Akrabalarınızla ilişkilerinizi devam ettirin.”

Güç durumlarla karşı karşıya kaldığınızda ,aileniz en yakın ve en büyük manevi desteği sağlar. Eğer yakın oturduğunuz ama samimi olmadığınız akrabalarınız varsa ,daha sık görüşmeye çalışın.Ara sıra uğrayıp hatırlarını sorun,akşam yemeğine davet edin. Eğer yakınınızda değillerse telefon açın,özel günlerde kartlar atın. Unutmayın ki insanların her zaman birbirlerinin öneri ve desteklerine ihtiyaçları vardır.

11- “Finansal geleceğinizi planlayın.”

Para stresle başa çıkmada önemli bir kaynaktır. Paranız olduğu müddetçe kendinizi güvende hissedersiniz,yarınla ilgili endişeleriniz en aza inmiş olur . Bu nedenle eşinizle bir araya gelerek aile bütçenizi planlayın ve bu bütçeden arttırabileceğiniz para miktarını belirleyin.

12- “Dini bağlarınızı kuvvetlendirin.”

Dini inançlar,kendinizi yanlız ve çaresiz hissettiğinizde ,size destek verebilecek güçlü bir kaynaktır. Güven duygusu ,kendini huzurlu hissetmek,hayata bir anlam ve amaç vermek yaşadığınız stresi azaltmaya yardım eder.

13- “Sosyal aktivitelere katılın.”

Sosyal klüpler, organize bir şekilde insanlarla bir araya gelerek aynı ilgi ve amaçları paylaşmayı sağlar. Burada edindiğiniz arkadaşlar sizinle pek çok konuda iş birliği yapabilir ve destekte bulunabilir.Hayır kurumları,parti kolları,spor klüplerine üye olmayı deneyin.

14- “Güvenebildiğiniz yakın arkadaşlar edinin.”

Kendinize yakın hissettiğiniz,sırlarınızı paylaştığınız,yakın bir arkadaş özel hayatınızın önemli bir parçasıdır. İngiltere de yapılan araştırmalar oldukça yoğun stres altında olan ve hiç bir yakın arkadaşı olmayan kadınların ,yakın arkadaşı olanlara nazaran daha fazla stres yaşadığını ortaya koymuş. Atalarımız boşuna ev alma komşu al dememişler.İyi bir arkadaş kötü günlerinizde de yanınızda olarak derdinizi paylaşır.

15- “Olumsuz duygularınızı kafanızdan atın.”

Öfke,endişe ve depresyon duyguları strese girmek için birebirdir. Bu tür duygulardan sıyrılmaya çalışmak strese karşı direncinizi arttırır. Duygularınızı olumlu yönde ifade edin,iyimser olmaya çalışın.Sabırlı ve temkinli olun,olayların olumsuz sonuçlarına karşı kendinizi önceden hazırlayın.

kaynak:http://saglikrehberi.gen.tr