10 Haziran 2014 Salı

İNTİHAR

İNTİHAR

Tüm ölümlerin % 0.4-0.9 unu oluşturan intihar (öz kıyım), kişiyi ve çevresini etkilemenin yanı sıra, sonraki nesiller ve toplum üzerindeki etkileri nedeniyle büyük bir toplumsal sorundur. Tüm dünya çapında her gün yaklaşık bin kişi öz kıyım gerçekleştirmektedir. Erkeklerin kadınlardan daha çok intiharı gerçekleştirdiği saptanmıştır.
Sonuçlara göre erkeklerde 2-7 kat daha fazla öz kıyıma rastlanmıştır. Erkekler daha şiddetli metotlar (asılma, kendini silahla vurma gibi) yeğlerken, kadınların ilaç ve boğulmayı seçtikleri gözlenmiştir. Etnik gruplar ve azınlık konumunda olanlar birbirlerine daha bağlı olduklarından daha az öz kıyıma yönelirken, göçmenler henüz ortama alışamadıkları için daha yüksek oranlara sahiptirler.
Acı ve düşündürücü olan şey, kişinin bu eylem öncesinde kendisi için olası ağırlaşan tehlikeyi fark etmesi ve bunu kendi beden dili ya da sözel ifadesiyle açıklamasıdır. Bazı vakalarda birey ‘ beni tek başıma bırakmayın, çocuklarıma ya da kendime bir şey yapmaktan korkuyorum’ seklinde uyarı mesajları verebilmekte, pencere kenarları, ecza dolaplarının bulunduğu mekanlara yakın durabilmekte, değerli ve kendince manevi değeri olan şeyleri çevresindekilere verebilmekte, artan yoğunlukta hayatın anlamsızlığından bahsedebilmekte ve tehlikeli eylemleri birer birer deneyebilmektedir. İntihar dışında yapacak hiçbir şey kalmadığı düşüncesi bilincine hakim olmuştur, yaşanan her saatin acı, günah ve sorunları arttırmaktan başka bir işe yaramayacağı yaklaşımı çoğu öz kıyım olgularında görülebilmektedir.

Kişi intiharı sorunlarını gideren, çare bulamadığı acılarını dindirmeye yarayan, katlanamayacağı sonuçları yaşamasını önleyen, daha önce bulamadığı huzur ortamını getirecek bir çözüm olarak görür. Bireyde ölüm, mezara konmak ve hayata son vermenin sonrasına ait düşünceler bulunmamaktadır.
İntihar girişimlerinde bulunan kişilerin kendilerini ezen, görmemezlikten gelen, kendileri ile ilgili istek, karar ve seçimlerine kulak vermeyen ebeveynlerden; güvenlerini sarsan, kendilerini yüzüstü bırakan arkadaşlardan bahsettikleri gözlenmiştir. Bu durumdaki kişiler kendilerini işe yaramaz, kullanılmış, günahkar, cezalandırılmayı hak etmiş kişiler olarak görebilmektedirler. Bireyler kendilerinin görüş ve duygularının, daha doğrusu kişiliklerinin değiştiğini görebilmekte ve aklını kaybetme, kendi denetimlerini kaybetme gibi korkular yasayabilmekte ‘o ben gitti, başka bir ben geldi kendimi tanıyamıyorum’ seklinde konuşabilmektedirler.
Genel olarak intihar davranışlarında ölme düşüncesinin yanı sıra daha iyi şartlarda yaşamak yolunda bir kararsızlık da bulunabilmektedir.

Kişinin kendisini topluma ait ve onun bir parçası olarak görmesi, çevresinin kendisinin arkasında olduğunu ve sorumluluğu altında onun yardımına muhtaç kişilerin olduğunu hissetmesi, bu eylemin günah olduğu düşüncesi, kendisini maddi ya da manevi olarak destekleyecek güçlerin bulunduğuna inanması öz kıyımların önüne geçebilmektedir.

İNTİHARIN ÖNLEMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR:

İntihardan ve hayatın anlamsızlığından bahseden, eşyalarını dağıtmaya başlayan, içe kapanan kişilerde dikkatli olunmalıdır. Özellikle, daha önceden intihar girişimi olan kişiler bu türden sözler söylediğinde önemsenmelidir. Yaşlılarda intihar ile ölüm daha yoğun olduğundan, yaşlılar tek başlarına bırakılmamalı; daha yakından ilgilenilerek, yataklı tedaviye başvurulmalıdır. Yakınlarını kaybedenler, eşlerinden ve işlerinden ayrılanlar risk grubu içinde olduğundan bu kişilerle irtibat arttırılmalı, farklı bir süreç hissedilirse, kişinin yakınları ile iletişime geçilmelidir. Çevre kişiyi destekleyici olmalı, suçlayıp, yargılamamalı, kaldıramayacağı sorumluluk ve tasaları kişiye yüklememelidir. Bu durumlar aşılamıyorsa mutlaka bir psikiyatrik tedavi ve yataklı tedavi gerekir. Unutulmamalıdır ki, intiharlar birbirlerini tetikler ve bir çığ gibi başka intiharlara da yol açar.

(Birbirimizi anlamaya, sevmeye ve yardım etmeye ne kadar ihtiyacımız var değil mi? Daha sağlıklı bir toplum olmak için birbirimize destek olmaya çok, elele tutuşmaya çok gereksinmemiz var. İntihar Kaynak

İNTİHAR GİRİŞİMİNDE ACİL BAKIM YAKLAŞIMI 

İNTİHAR RİSKİ OLAN KİŞİLER:

Ø      Daha önce intihar girişimi olanlar

Ø      Depresyonda olanlar (ağır depresif kişilerin intihar riski diğer kişilere oranla 500 kez fazladır.

Ø      Yaş, 15-24 yaşlar ile 40 yaş üstü.

Ø      Alkol ya da uyuşturucu suiistimali

Ø      Boşanmış ya da dul kalma (intihar riski diğer kişilere oranla beş kez daha fazladır)

Ø      Yalnız yaşayan veya kendini dışa kapayan kişiler.

Ø      Ağır seyirli kayıplar (dost, sevdiği kişi, iş, para vb)

Ø      Ameliyat, doğum, uykusuzluk çekme gibi ağır bedensel stresler

Ø      Bağımsızlığın kaybedilmesi (yatağa veya eve bağlayan çeşitli hastalıklar)

Ø      Gelecek için amacının ve planının olmaması

Ø      Ve… yukarıda metinde bahsedilenler..

Herhangi bir intihar girşimi şüpheniz olursa, aşağıdaki sorularla açığa çıkarabilirsiniz:

Yaşam hakkında ne hissediyorsunuz ?
Kendinizi öldürmek hakkında herhangi bir düşünceniz var mı ?
Herhangi bir zamanda intihar etmeyi düşündünüz mü ?


ACİL BAKIM:

Öncelikli yaklaşım, hastanın kendisine zarar vermesini önlemektir. Bunu yapabilmeniz için hastaya ulaşmanız gerekir. Bilinci kapalı hastaya ulaşmak için evin ya da odanın kapısını kırarak içeri girmeniz gerekebilir.  Kişi silahlıysa, karşısındakini ya da kendisini öldürme amacı olduğunu varsayıp yanına yaklaşmayın.

Hastaya ulaştığınızda durumu değerlendirmek üzere kısa bir söyleşi yaparak bir sonraki acil akım adımınızı belirleyin. İntihar eğilimi olan hastayı yalnız bırakmayın. Gerekiyorsa fiziksel kısıtlamalar yapın. Doktor tarafından öneriliyorsa haloperidol (Haldol) verin.

İNTİHAR EĞİLİMİ OLAN HASTAYI MUTLAKA HASTANEYE GÖTÜRÜN

http://www.psikiyatrist.net/intihar.htm

0 yorum:

Yorum Gönder