29 Mayıs 2014 Perşembe

Saplantı - Takıntı

Saplantı - Takıntı
Saplantı, bir diğer adıyla takıntı ve ya psikolojideki ifade ediliş biçimiyle obsesyon, belirli düşünceleri, hisleri ve davranışları tekrarlamaktan, onlara yoğunlaşmaktan uzak duramama, anlamsız ya da gereksiz olduğunun bilinmesine rağmen onları sürekli gerçekleştirmekten kendini alıkoyamama halidir. Obsesif kompülsif ise kişinin obsesyon yani takıntı haline getirdiği düşünceleri aynı zamanda bir ve ya birden fazla kez davranışa dökerek uygulaması durumudur ve obsesif kompülsif kişilik bozukluğu olarak adlandırılır. Daha çok genç yetiskinlerde görülen bu rahatsızlık küçük yaşlardan itibaren belirebilir ve her 10 kişiden 8'i derecesi değişmekle birlikte takıntılara sahiptir. 


Saplantılar çok farklı alanlarda çok farklı durumlarda olabilmektedir. En yaygın görülen takıntılardan biri temizlik takıntısıdır. Yıkanan elin, yemizlenmemiştir düşüncesiyle tekrar ve tekrar yıkanması en basit örneklerden biridir. Diğer yaygın bir saplantı türü ise simetridir. Ayakkabıların aynı hizada durması için sürekli çaba sarfetmek, kitapların aynı şekilde durması için sürekli düzeltme yapmak da simetri saplantısına örnektir. Yine yaygın takıntılardan biri kontrol etme takıntısıdır. Muslukların, kapıların, pencerelerin sürekli olarak durumunu kontrol etme halidir. Takıntılar az ya da çok neredeyse herkeste bulunur fakat kişinin takıntıları günlük hayatını etkiler, zora sokar hale gelmişse daha da fazla sorunla karşılaşmamak için bir uzmandan destek almak gerekir. 

Saplantı belirtileri:
  • Dizginlenemeyen ve her alanda, her daim kendisini gösteren mükemmeliyetçilik.
  • İşin yapılış amacını göz ardı edip, detaylara takİlı kalma, onlar üzerinde fazla zaman harcama.
  • Boş zamanlarını yine yaptığı işle değerlendirmek, ara vermeden çalışmak.
  • Birçok manevi konuda katı düşüncelere sahip olmak, farklı düşüncelere tolerans göstermemek.
  • Eskiyen, kullanılmayan şeyleri atmamak, onları biriktirmek.
  • Her şey kontrol altında ve planlı değilse başkalarıyla birlikte bir etkinlik, çalışma yapmamak.
  • Harcamaların çoğunu israf olarak görmek, cimrilik.
  • Genel olarak tüm konulara karşı katı bir tutum sergilemek, inatçılık.
Saplantı nedenleri genelde serotonin üretimiyle ilgili bozukluklardan kaynaklanır. Bunun dışında özellikle çocukluk döneminde kişinin başından geçen kötü olaylar ya da belirli konulara dair başkaları tarafından korkutulması da kişide saplantıların oluşmasına sebep olabilir. 

Saplantı tedavisi genelde serotonin düzenleyici ilaçlar kullanmak ve bilinç akışını değiştirebilmek için uygulanan yöntemlerden ibarettir. Sağlıklı bir tedavi ve hangi yöntemin uygulanacağınİn belirlenmesi için uzmanlardan yardım alınmalıdır. 

kaynak: (http://www.psikolojik.gen.tr/)

Sosyal Fobi





Sosyal Fobi


Sosyal fobi, genel olarak bir kalabalık korkusudur. Sosyal fobisi olan kişi kalabalık ortamlarda bulunmaktan, sosyalleşmekten, kalabalık içinde konuşmaktan çekinir. Herkesin ona baktığı zamanlarda rahat hareket edemez. Sosyal fobi, bazı kaynaklarda sosyal anksiyete bozukluğu olarak da adlandırılır.

Sosyal fobi aslında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Fakat öyle birtakım ilaçlarla veya ameliyatlarla tedavi edilemez. Sosyal fobisi olan kişinin gerek arkadaşlarından, gerek doktorundan sürekli bir yardım görmesi gerekir. Bunun dışında sosyal fobi tedavisindeki en büyük engellerden biri; halk arasında sosyal fobinin bir hastalık olarak görülmemesidir. Sosyal fobisi olan insanlar genelde çekingen karakterli olarak kabul edilirler ve bir ömür bu rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalabilirler. Evet; bir insanın az konuşması, sessiz, sakin olması veya kendini kolay kolay ifade edememesi gibi durumlar kişilik yapısından kaynaklanabilir. Fakat sosyal fobi, asla çekingen kişilik ile karıştırılamaz. Sosyal fobisi olanlar veya sosyal fobiye maruz bir tanıdığı olanlar da bilirler ki; sosyal fobi, insanı kendini rahat ifade etmek, daha çok konuşmak bir yana; günlük işlerinden bile alıkoyabilecek bir rahatsızlıktır.
Sosyal Fobi
Kendimizin veya bir yakınımızın sosyal fobisi olup olmadığını anlamak istiyorsak belli başlı bazı belirtilere bakmamız gerekir. Bu belirtiler genel olarak:
Gözlendiği sırada bir iş yapamamak
Kalabalıkta rahat davranamamak
Topluluğa karşı konuşamamak
Umumi yerlerde yemek yiyememek
Alınan malın geri iade edilmesi, herhangi bir durumdan memnuniyetsizliğini dile getirmek, vs. durumlardan çekinmek ve bu huy yüzünden bahsedilen durumlarda hakkını arayamamak
Evde misafir ağırlayamamak veya misafirliğe gidememek
olarak sıralanabilir.

Sosyal fobinin sebeplerini inceleyecek olursak; genelde çocuklukta veya erken yaşlarda yaşanan bazı olayların bilinçaltına işlemesi görülür. Örneğin; sosyal fobik bir kişi, çocuklukta yaptığı bir hatadan dolayı ailesinden şiddet görmüş olabilir. Ya da benzer hatalar sebebiyle arkadaşları, çevresindeki büyükleri tarafından alaya alınmış olabilir. İnsanın küçük yaşlarda bu tarz davranışlara maruz kalması; yetişkinliğinde sergileyeceği davranışlar yönünden çok önemlidir. Sosyal fobi de bu durumun getirilerinden biridir. Bunların dışında sosyal fobi çok az da olsa kalıtımsal olarak da nesilden nesile geçebilir. Sosyal fobiye kalıtımsal sebeplerden dolayı maruz kalmak; temel olarak beynin kimyasal, elektrokimyasal işleyişinde veya hormonal bozukluklarda ortaya çıkabilecek bir durumdur.

Sosyal fobinin kalıtımsal sebeplerden kaynaklananını tedavi etmek daha kolaydır. Çünkü birtakım ilaçlarla veya tıbbi yöntemlerle beyin kimyasını kontrol altına almak mümkündür. Ama çevresel şartlardan dolayı gelen bir sosyal fobi; terapi yönünde tedavi gerekir. İlgili uzman, sosyal fobisi olan kişiyi çekingenliğini ve gereksiz korkularını atmasını sağlayacak şekilde telkin etmeli; endişe ettiği davranışların aslında günlük hayatın çok basit işleri olduğu yönünde ikna etmelidir. Uzmana olduğu kadar sosyal fobi hastasının yakınlarına da bu konuda çok iş düşmektedir. Tahmin edileceği üzere sosyal fobisi olan bir insan daha hassastır. Birinin yaptığı ağır bir şakadan, ya da art niyet olmaksızın yapılan bir espriden hemen etkilenip, tekrar içine kapanabilir. Yakınları sosyal fobi hastasına bu konularda çok dikkatli bir şekilde davranmalı, onun dışa dönük olmaya alışacak davranışlar geliştirmesine yardımcı olmalıdır.


kaynak: (http://www.psikolojik.gen.tr/)